Masganın Köşeciğinde Masgara Egemenlik

Noldu be amma, şaşırdıñız…?

Dedemin darcığından beklerdiñiz çıksın yemişcik…? Manamular sizi.. Siz mangalcığıñızı bırağıp da, bir lahza atılamazsañız da gelesiñiz Halk mitingine geleceğiñiz içün, daha çoookkk beklersiñiz yemişcik… Bırak ceza yemişcik da galmaycak yeyesiñiz. Kebabıñız oldu “Adana”. Yakında uğruna bir yerciğiñizi yırtıp başıñıza geydiğiñiz “Şefdali”ñizi yapmaya telp da bulamaycaksıñız…

Oturuñ evde oğlum. Oturuñ da siga siga oturduyollar size…..

 

Cenevre’den guş çıkdı. Kayyum efendi  cenk’e çıkmadan önce, Sultan’ın eteklerini öpmeye giddi. Talimatları aldıgdan sonra tam yola çıkacaydı ki, Saray’ın baş soytarısı kesdi öñünü. “Be Kayyum” dedi. “Olmaya ki acıkıñ yaban ellerde” dedi. ” At bu pisköviti darcığıña da vermeycek sağa hiçbiri, bir sokum ekmek” dedi.

Annaycağıñız Kayyum’un elinden duddu Sultan Hazretlerinin Hariciye Nazırı “İkipırpıroğlu” ki gaybolmasın bizimki, atladılar teyyareye da giddiler Cenevre’ye….

Vay guzzum bizimkilerde boy, pos, endam. Girincak kapudan içeri, düşdü da bayıldı dünya alem. Fukara Genel Sekreter etti nice bu bilmez, aldı öñüne bizim Kayyum’u da diğnesin bakayım ne deycek. Sultan’ından icazet almadan, Payitahtın Hariciye Nazırının elini dudmadan işemeye gidemeyen Kayyum, egemenliğini ilân eddi “Masga”sıynan.

Çalsın Mehter… Vursun Kös’ler…

Cenk etmeye geldi Payitaht.. Savulun gafiller…

Sonuçda goydular cepciğine işlemeli masgasını ahbabıñın da yolladılar gendini mahalleye….

“Eyimser dönüyorum” dedi ahbabıñ…

Atıñ kebabcıkları üstüne da geldim…..

 

************************

 

Rusya’nın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcl Yardımcısı Dmitry Polyanski, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin ilginç bir saptamada bulunmuş. Polyanski, garantörler sisteminde reform düşünülmesi gerektiğini, çünkü  garantörlerin bazen çözümün bir parçası değil, sorunun bir parçası haline geldiklerini söylemiş.

20 yıl önce masaya “İki Devletli Konfederasyon” fikriyle oturan şimdiki iktidar partisinin yirmi senede bir arpa boyu yol katetmediği gerçeğinin,  azmettirici bir garantörden kaynaklandığını nihayet tespit etmiş Rusya.

“Bütün Dünya Türk’e karşı. Türk’ün Türk’ten başka dostu yok zaten”. Niye olsun ki… Dostun olabilmesi için önce senin dost olman, başkalarını sevmen ve saygı göstermen gerekmiyor mu..?

Önce şunun ayırdına varmamız gerektiğine inanıyorum. Etnik kimliklerimiz bizim seçeneğimiz değil. Ama bizim olan o kimliklerden utanmamıza da gerek yok. Bunun yanında doğduğumuz ve yaşadığımız topraklar da insanlar için önem taşıyor. Ancak dünya insanının sorunu, ne yazık ki kendi kendini tanımlamayı becerememesi. Önceliğimizin ne olduğu, paylaşabilmeyi bilip bilmediğimizle ve egolarımızı kontrol edip edemediğimizle direkt bağlantılı.

Kıbrıs’ta yaşayanlar olarak önce Müslüman veya Hristiyan mıyız..?

Ya da Türk, Ermeni, Maronit veya Helen miyiz..?

Yoksa Kıbrıslı mıyız..?

Savaşla ve kanla beslenen toplumlar, mutluluğu bulamazlar..

Yılın ilk 4 ayında, Kayıp Şahıslar Komitesi tarafından gerçekleştirilen kazılardan 6 kişi çıkarıldı, 12 kişi tespit edildi.

Bu insanların kimliklerinin önemi yok. Onlar Kıbrıslıydı…

Halâ yukarıdaki sorunun yanıtını arıyor ve diğer kimliklerimizi bir yana koyup “Kıbrıslıyım” diyemiyorsak geçmiş olsun…..

 

*********************

 

Avrupa Parlementosu, seyahatlerde kullanılacak “AB Covid – 19 Sertifikası”nı onaylamış. Sertifika 12 ay geçerli olacak. Kağıt veya dijital formda hazırlanacak belgede aşı olanların aşı bilgileri, yakın zamanda alınmış negatif test sonucu ve hastalığı daha önce geçirip geçirmediğine dair bilgiler bulunacak.

Avrupa Birliğinde şu ana kadar onay alan aşılar, BioN Tech-Pfizer, Moderna, AstraZeneca ve Johnson and Johnson..

Sinovac mı..? Sputnik V mi.. ?  Soberana mı…?

Onlar ne..?

Çin, Rusya ve Küba’nın aşıları… Bu aşı çeşitlerinin ucunda mamma var mı… Yok…

Geç o zaman bir kalem….

 

***************************

 

  • Vallahi be Isseyin, bollaşsın bu kapular da gideceyim Danimarka’ya..
  • Ne işiñ var olân Danimarka’da..?
  • Aha okudum öteği gün gazedda da.. Açdılar meyhaneleri be Isseyin.. Gideñ giresiñ meyhaneye, ilkden edeller sağa bir test. Ta çıksın tesdiñ da giresiñ içeri, kapunun öñünde biralar beleş gardaş.. E biliñ bunnar sever birayı.. Her köşede bir meyhane.. Hepsinde da aynı filim.. İç beleş biraları da gorgma….
  • Olân Rifat.. Nerde buluñ beleş, yerleşiñ oraşda Allah biñ türlüñü versin.. Ganimet olsun da nesdersa olsun… CAVVVV…

 

****************************

 

Yapılan bir araştırma 192 milyondan fazla hayvanın, deney için laboratuvarlarda tutulduğunu ortaya koydu. Çin ve ABD ilk sıralarda. Hayvanların en az yüzde 30’u orta ve yüksek şiddetli ağrılara maruz bırakılıyor. En ağır bilanço ilaç endüstrisinde. Üstelik test edilen her 100 ilaçtan sadece ikisi piyasaya sürülüyor.

 

Almanya’da “Ulm” isminde bir kasaba var. Burada bir hayvanat bahçesi bulunuyor. Bir bölümün kapısında “Dünyanın En Tehlikeli Yaratığı” yazısı dikkat çekiyor. Bu bölüme girdiğinizde her tarafın aynalarla kaplı olduğunu görüyorsunuz.

Hayvanlar sadece aç olduklarında, ya da kendilerini korumak için öldürürler. İşkenceyi, acı çektirmeyi bilmezler.

İnsan denilen yaratık ise hem acı çektirir, hem de öldürür. Üstelik bundan da olağanüstü zevk alır. Hatta bununla da kalmaz ve hayvan öldürmeyi “spor” olarak da adlandırır.

Kötüsün,  “İnsan” denilen yaratık…

 

**********************

 

Yarın 1 Mayıs..

İşçinin ve Emekçinin Bayramı…

Yani ülkemizde yaklaşık çoğunluğunun işsiz ve aşsız olduğu, en ağır işlerde çalışanların ve yüzyıllardır tüm dünyada hakkının karşılığını alamayıp “üzüm gibi ezilen”lerin Bayramı…

Bu Cumartesi bayram nedeniyle “Ultra Zenginler de Bedel Ödesin Diye” Bağımsızlık Yolu ve Baraka’nın düzenlediği ve saat 17.00’de Lefkoşa Hastane Çemberinden başlayacak 1 Mayıs yürüyüşü düzenleniyor. Yürüyüş sonunda Göçmenköy Parkı’nda etkinlik yapılacak.

Ülkemizin en cesur, en yürekli ve en güzel müzik yapan gruplarının belki de başında gelen “Sol Anahtarı” da bu etkinlikte konser verecek.

Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların yüzyıllardır masalar başında “haraç mezat” satıldığı ve pazarlıkların bize yeniden dayatıldığı bu günlerde, savaşın bize sadece hüzün ve mutsuzluk getirdiğini, kazananının olmadığını ve acı çekenin Halk olduğunu anımsatan bir kitap tanıtımı da olacak yarın.

Saat 15.00’de başlayacak etkinlik, Lefkoşa Büyük Han arkasındaki sevgili Doğan’ların mekanı Lorenzo Café’de yapılacak.

Zeki Erkut’un kaleme aldığı “Serçe”, kimliğinizi bir kenara koyup bir solukta okuyacağınız bir roman..

Kulağımızda “Bağımsızlık şiar’ı” olan, “inancı kuşanarak” tınlayan ezgiler, elimizden düşmeyen kitaplarla, pamuklara sarılası “Serçe”lerle kurtulmalı Dünya…..

 

*********************

 

Delilik bir türlü değil be gavvole..

Sen galk bir yolcu Çin’de, uçakmış havalanmadan sar bir gırmızı kağıda kuruşcukları da at motorun içine. Neymiş, eyi şans getirsinmiş..

Yediği naneye bak sen. Geberdecek insanları. Görevliler eyi da gördü birkaç kuruş motorun altında ve heman endirdiler yolcuları aşağa.

Uçakalanındaki arkadaşlar. Gözleniñ Vallahi.. Okursalar bu haberi bizim turizmi gurtaracak “kapalı turistlerimiz, yandı keten helva.  Olmaya da fında edeller kuruşları onnarda…

Doldug daşdıg zaten turizminan… Kömür da galmadı atalım “ülkenin şimendiferi’ne artık…

Şimendifer işlemez.. Kasada guruş yok… Sütçüler ürününü satamaz… Maaşlar ödenmez…

Ma süsümüzden da, cakamızdan da geçilmez…

Masganın köşeciğinde, masgara Egemenlik…..

Hade be oraşdan……

 

 

 

Yusuf Nidai

30 Nisan 2021

 

saggullim@gmail.com