YAŞADIĞIMIZ DÜNYA BİLE İKİYÜZLÜ; BİRİ YERYÜZÜ, BİRİ GÖKYÜZÜ…

Reklam
Kötü bir gün geçirdim. Dün arabamla Girne’ye gidiyordum. Şehre yaklaştığım anda, arabanın ısı göstergesinin yüksekliğini ve arabadaki kokuyu fark ettim. Çembere gelmiştim ve araba durdu. Çalıştırıp kenara almayı denedim ama mümkün olmadı. Yalnızdım, herhangi bir makinist ve çekicinin telefon numarasını bilmiyordum. Zaten bilsem de aramak için yanımda telefonum yoktu.
Sinyal lambalarımı çalıştırıp arabadan indim. Korna sesleri, küfürler, el kol işaretleri ile geçen araçlara aptallaşmış bir şekilde bakmaya başladım.
Tek bir tanesi bile yardıma ihtiyacınız var mı diye sormayacak herhalde…” diye düşünürken, yabancı plakalı bir araçtan genç bir çiftin yaptığı yardım teklifini hemen kabul ettim ve arabamı iterek yol kenarına çektik.
KKTC’de turist olarak bulunan çift, ihtiyatlı davrandıklarını ve telefonlarına acil gerekebilecek telefonları kaydettiklerini, istersem bir çekici çağırabileceklerini söylediler.
Telefonlarından ailemi aramamın yeterli olacağını söyleyip teşekkür ettim.
Çekici ve makinist işlerini de halledince vedalaşıp ayrıldılar.
Yol kenarındaki araba, trafiği engellemese de park yapmaya uygun bir yer değildi elbette ama çaresizdim.
Hareket halinde iken bozulan ve yol kenarına iterek getirilen arabama “yanlış yere park etme cezası” yazan Girne Belediyesi’ni de bu duyarlı çalışmasından dolayı kutlayıp teşekkür etmek isterim.
Eminim ki bu çalışmaları ile bir insanlık ayıbı haline getirdikleri Girne şehrini tez zamanda refaha erdireceklerdir.
Ama düşünmeden de edemiyorum… Biz hangi ara bu kadar kötü olduk?
Trafikte, hastanende, markette, olup olmadık yerde sergilediğimiz abartılı öfke ve sabırsızlık hangi tatminsizlik ve görgüsüzlüğümüzün dışa vurumu acaba?
Yardıma ihtiyacı olan birine hemen yardıma koşardı benim bildiğim Kıbrıslılar.
Bir de yanı başımızdakilere duyulan olumsuz duygular var ki o hepten vahim…
Komşusunu çekemez kimi, kimi meslektaşını, kimi alanında rakip gördüğünü, kimi kendinden iyi bir konumda olanı…
Kimi, aile, arkadaş dediğinin kuyusunu kazar yeri geldiğinde…
Gariptir ama herkes hümanist, herkes dost, herkes iyilik timsali bir melek gibidir sosyal medyada.
Yaşadığımız dünya da ikiyüzlü değil mi aslında?
Bir yüzünde, insan hak ve hürriyetlerinin kutsal sayıldığı demokratik ve medeni dünya…
O dünyanın yöneticileri, liderleri, kurumları, dernekleri, birlikleri ve politikacıları…
Ve onların parlak, güzel kelimelerle süslenmiş söylevleri, demeçleri…
Hem de “Aman ne büyük adam. Ne kadar çok insancıl!” dedirten türden…
Diğer yüzünde ise evrensel değerleri yüzlerine maske yaparak, kapalı kapılar ardında
çıkarları uğruna pek çok insanın ölümüne, yerinden yurdundan olup acı çekmesine yol açacak kararlar alan karanlık yüzlerin olduğu bir dünya…
Eee boşuna dememişler!
“Yaşadığımız dünya bile ikiyüzlü; biri yeryüzü, biri gökyüzü…”
Reklam