ŞEFİK: “TAHKİMİN KUVVETLENDİRİLMESİ VE ARABULUCULUK MÜESSESESİNİN GETİRİLMESİ DÜŞÜNCESİNE KARŞI DEĞİLİZ”

Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik, hükümetin; “Tahkimin kuvvetlendirilmesi ve arabuluculuk müessesesinin getirilmesi” düşüncesinin olduğunu bildiğini, bu ikisine de Adliye Kurulu olarak karşı olmadıklarını, sisteme uygun olacak bir şekilde getirilmesine hiçbir itirazlarının bulunmadığını ifade ederek, “Umarım istişare edilerek bizim sistemimize uygun olacak bir şekilde bunların getirilmesi üzerine çalışmalar yapılır” dedi.

Şefik, Yüksek Mahkeme olarak daha fazla yasa ve tüzük hazırlamalarının gerektiğini ifade ederek, “Bu konuda yargıçlarla birlikte çalışacak, hukukçulardan oluşan Adliye Kurulu’nun altında belki bazı birimlerin kurulması gerekeli diye düşünmekteyim. Bizim dışımızda da Yasa Reform Komisyonu kurulması gerekiyor. Ülkedeki tüm elden geçirilmesi gereken yasaları bu komisyonun elden geçirmesi mümkün olsun.” görüşünü dile getirdi.

“YARGIÇ SEÇİMİ VEYA YARGIÇ TERFİ ÜLKE KOŞULLARINDA EN UYGUN ŞEKİL”

Ülkedeki “Yargıç seçimi veya yargıç terfiinin” ülke koşullarında en uygun şekil olduğunu düşündüğünü de ifade eden Şefik, “Burada herhangi bir usulsüzlük adaletsizlik olduğunu düşünmemekteyim. En uygun adaylar arasında en uygun kişilerin seçildiğini iddia ederim. Yüksek Adliye Kurulunun bu gibi seçimleri yapma ehli ve donanımda olduğu açıktır” dedi.

2019-2020 Adli Yılı başladı.

Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik, Adli Yıl açılışı dolayısıyla basın toplantısı düzenledi.

Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik, Yüksek Mahkeme olarak daha fazla yasa tüzük hazırlamalarının gerektiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

“Bu konuda yargıçlarla birlikte çalışacak, hukukçulardan oluşan Adliye Kurulunun altında belki bazı birimlerin kurulması gerekeli diye düşünmekteyim. Bizim dışımızda da Yasa Reform Komisyonu kurulması gerekiyor.

Ülkedeki tüm elden geçirilmesi gereken yasaları bu komisyonun elden geçirmesi mümkün olsun. Tabi ki böyle bir komisyonda emekli hukukçular yargıçlar savcılar kıdemli avukatlar ve akademisyenlerden hizmet satın alınması gerekir.”

Şefik, basın toplantısında kısaca kendileri ile ilgili şikayetlere de değinmek istediğini belirterek, “Geç gelen adalet adalet değildir” diye çok söylemler olduğunu, bunun doğru olduğunu, davaların erken sonuçlanması gerektiğini ancak bu gecikmenin nedeninin; yargıçların az iş yapması yavaş çalışması olmadığını söyledi.

Şefik, bilakis yargıçların mesai mevhumu olmadan çalıştıklarının bir gerçek olduğunu vurguladı.

“YARGIÇ SAYISININ ÇOĞALTILMASI VE İCRANIN GÜÇLENDİRİLMESİ GEREK”

Şefik, yargıç sayısının çoğaltılması ve icranın güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, bu konuda yaşanan sıkıntıları anlattı ve icranın güçlendirilmesinin dosya sıkıntılarını da çözeceğini ve yargıçların daha rahat çalışabileceğini söyledi.

Yüksek Mahkeme Başkanı Şefik, hükümetin; “Tahkimin kuvvetlendirilmesi ve arabuluculuk müessesesinin getirilmesi düşüncesinin olduğunu bildiğini, bu ikisine de Adliye Kurulu olarak karşı olmadıklarını, hiçbir itirazlarının olmadığını” ifade etti.

Şefik, “Umarım istişare edilerek bizim sistemimize uygun olacak bir şekilde bunların getirilmesi üzerine çalışmalar yapılır. Biz bu konuda yardımcı olabilmek için bir seminer düzenlemiştik, oradaki konuşmalardan da faydalanıla bilinir” diye konuştu.

“Bizden başka bir şikayet; yargıçların seçilmeleri ve terfileri konusunda objektif kriter olmadığı yönündedir” diyen Şefik, bu konuda şunları söyledi:

“Bu konuda aynı şeyleri söylüyorum ama aynı şikayetler de devam ediyor. Mevcut şekliyle yargıç seçimi veya terfiinin bizim ülke koşullarında en uygun şekil olduğunu düşünmekteyim. Burada herhangi bir usulsüzlük adaletsizlik olduğunu da düşünmemekteyim. En uygun adaylar arasında en uygun kişilerin seçildiğini iddia ederim. Yargıcın sadece hukuk bilgisi değil, hukuk bilgisi dışında karakteri, duruşu, salon hakimiyeti önemlidir ve bütün bunlar sınavla ölçülebilecek hususlar değildir. O nedenle bütün kaza mahkemesi başkanlarından alınan raporlar burada baronun temsilcisi ve baronun kendi arasında toplantı yapıp kendileri de hangi adayların öne geçmesi gerektiği konusunda da karar veriyorlar, bütün bunlar tartışılarak yargıç seçimi yapılıyor.

“ÖLÇÜLEN BİLGİ VE YETERLİLİKTİR. KİMLİK DEĞİL, İSİM ÜZERİNDEN DE GİDİLMİYOR”

O nedenle ölçülen bilgi ve yeterliliktir. Kimlik değil, isim üzerinden de gidilmiyor. Bütün avukat olarak yaptığı duruşma dosyaları da incelenerek karar veriliyor. O nedenle daha önce verdiğim cevabın aynısı olmakla birlikte Yüksek Adliye Kurulunun bu gibi seçimleri yapma ehli ve donanımda olduğu açıktır.”

Şefik, ülke hukuk sistemine de değinerek, ülkede yargılama şeklinin; “davaların duruşma yapıldığında tanıkların tek tek her konuda söylemek istediklerini gelip mahkeme huzurunda söyledikleri, karşı tarafın avukatı tarafından da sorgulandıkları bir sistem” olduğunu kaydetti.

Kara Avrupa’da yapılanın; “ifadelerin dosyaya girmesi ve hakimin ifadeleri okuması, inanma inanmama noktasında bir sorun olduğunda da arzu ettiği takdirde o kişilerin gelip mahkemede sorgulama isteyebilmesi olduğunu” ifade eden Şefik, şöyle devam etti:

“Türkiye’de son yapılan yargı reformunda da bu istintak sistemi getirilmişti yavaş yavaş… Bunun artırılmasına yönelik bir hareket vardır. Bizde ezeli ebedi tanıkların şahadet vermesi tanıkların karşı tarafça sorgulanması esastır. Bir de yargıç karar verirken, yasal mevzuat varsa ona bakar ancak buna ilaveten bu yasal mevzuatın daha önce yorumlandığı Yüksek Mahkeme Yargıtay kararlarına da bakarak karar verir. Yani kendi kendine karar vermiyor.

Daha önce aynı konuda verilen bir karar varsa kendi huzurundaki olguları o davadaki olgularla mukayese ederek o karardan da faydalanarak karar verir. Mevzuatımız İngiltere’den gelmemektedir.

İngiliz’in yasaları burada geçerli değildir. Bizim 1960 yılında Kıbrıs Yasaları diye 6 cilt hazırlanan yasalar vardır. Onlar bizim farklı hükümetlerimiz tarafından zaman içerisinde tadil edilmişlerdir. O dönemlerde olmayan konularda birçok yeni yasalar geçirilmiştir. Bu yasaların yüzde 95’i de Türkiye Cumhuriyeti’ndeki yasal mevzuattan faydalanılarak geçirilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti’ndeki yasal mevzuata bakıldığında mükemmele yakın bir şekilde hazırlandığını görürüz. Ancak biz KKTC’ye uygulamaya çalıştığımızda maalesef kısmen alıyoruz, kes yapıştır şeklinde alıyoruz ve bizim sisteme uygunluğunu da yeterince incelemiyoruz. O nedenle mevzuattaki sorunlarımız ondan kaynaklanmaktadır.”

Narin Şefik, Adli Yıl açılış töreninin yapılmaması konusuna da değinerek, Adli Yıl açılışının her yıl yapıldığını, yurtdışından konuklar davet edildiğini kaydetti.

Şefik, kendilerinin de Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Adli Yıl açılışlarına davet aldığını, katıldıklarını, burada; kapalı ve tanınmamış bir ülke olan KKTC’nin dezavantajını yaşamadan dünyadaki diğer meslektaşlarıyla bir araya gelip görüşme tanışma temas kurma imkanı bulduklarını anlattı.

Kendilerinin de bu açık kapı şansını kullanarak ülkeye yurtdışından yargıçları davet ettiklerini ifade eden Şefik, Azerbaycan, Makedonya, Kosova, Pakistan, Arnavutluk’tan yargıçların davet edildiğini, Türkiye’den tüm üst yargının katıldığını, geleneği devam ettirdikleri, ancak son yıllarda ülkede yaşanan ekonomik sıkıntıların kendilerini görkemli bir açılış yapmaktan kaçınmaya ittiğini anlattı.

Bu yüzden bugün basın ile sohbet toplantısı düzenlediklerini ifade eden Şefik, “Burada tepki yok, biz kendi bünyemizdeki bazı sorunlarla boğuşurken, bazı küçük meblağları bulmanın bile sorun olduğunu görüyoruz, yaşıyoruz” dedi.

Örnek olarak özellikle bilgi işlem konusunun kendileri açısından önemli olduğunu ve 2020 seçimi öncesi fiber optik altyapının tamamlanmasının önemine işaret eden Şefik, İskele ve Güzelyurt’ta fiber optik altyapısı için ihaleye çıkıldığını, bunun için her kazaya 30-40 bin TL’ye ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.

“GÖRKEMLİ AÇILIŞ YERİNE, PARAYI BAŞKA MAKSATLAR İÇİN KULLANMAYI UYGUN GÖRDÜK”

Görkemli bir açılış yerine o kalemdeki parayı başka maksatlar için kullanmayı uygun gördüklerini ifade eden Şefik, ülke koşulları ve bu ihtiyaçları göz önünde bulundurarak töreni yapmadıklarını anlattı.

Yüksek Mahkeme Başkanı Şefik, dava sayılarındaki artışa da dikkat çekerek, dava dosya sayılarını basın ile paylaştı:

“Tüm kaza mahkemelerinde 1 Ağustos itibariyle 10 bin 638 hukuk davası, 14 bin 126 ceza davası, 493 aile dosyası, Anayasa Mahkemesinde 19 dosya, Yargıtay Hukukun 688, Yargıtay Cezada 94, Yargıtay ailede 33 dosya, yüksek idare mahkemesinde 517 dosya, YİM İstinat Mahkemesinde 13 dosya bulunuyor. 46 yargıcın 8’i Yüksek Mahkemede, 38 Yargıç da hukuk davasıyla uğraşıyor.”