REİS’E BİR MESAJ DAHA YOLLA

Reklam

Bay Erhan Arıklı…
Çektiğin mesajı Recep almadı galiba…
Rüzgarlara mı, yoksa Beşparmaklara mı çarptı bilemem…
Eline ulaşmadı…
En azından benim şu yazıyı yazdığım ana kadar ulaşmadı…
Ulaşsa ses vermez miydi?
Seni cevapsız bırakır mıydı?
“Pespaye mahkeme” diye kükremez miydi sarayında?
Gazete pespaye…
Mahkeme pespaye…
Sokağa çıkan on bin kişi pespaye…
Pespayenin anlamını da yazayım…
Bilmeyen bilsin…
Aşağılık…
Alçak..
Soysuz…
Ne katmerli küfürler…
Yakışır Kasımpaşa delikanlısına…
Hele bir de pastırma kültüründen geçip süngü diye minarelere, miğfer diye kubbelere sarılmışsa ve camilere kışla diye sığındıysa…
Hülya Koçyiğit’in bile gözdesi olur…
Ve Hülya Hanım bir “Hıçkırık” daha armağan eder ona…
Ben tamirci çırağı ile rakı içmeyi ve resimdeki gözyaşlarını silmeyi tercih ederim…
Bilirim, tamirci çırağı dinler ustasını…
Unutur o romanları…
Boş hayallere kapılmaz bir daha, arkası puslu aynada tararken saçlarını…
***
Geçelim bir kalem bunları…
Aşağılık, alçak, soysuz diyor…
Ama bizim uşaklar yabancı devlet büyüğüne hakaretten bana dava açıyor…
Ben fikrimi söylerim…
O küfreder…
Dava ona değil, bana postalanır…
Polisler hemen kapıya dayanır…
Ben Tanti’nin mahallesinde büyüdüm…
Kimse pespaye lafını bilmezdi…
Bizim her akşam içki sofracığını kuran ve kollarında ay-yıldız dövmeleri olan kasaplarımızdan bile böyle bir laf işitmedim…
Hepimiz de Türküz ama küfürlerimize kadar nehirlerimiz ters akar…
Bunun için hala Lefkoşa’ya Lefkoşe, Mağusa’ya da Magosa derler…
Ve Lefkoşa’da bir Baf Kapısı ile bir Mağusa Kapısı olduğunu bilmezler…
Ben pespaye demedim…
İşgal dedim…
Hangisi küfür Sayın Yargıç?
Hangisi fikir?
***
Bay Erhan Arıklı…
Mesajın Reis’e ulaşmadığına göre, bir telgraf daha çek…
O masum çocukları bu mahkemenin elinden kurtarırsa o kurtarır ancak…
Yoksa yandılar…
Bak biçareler kurtulmak için uyduracak bir şey de bulamadılar…
Yok parmak, yok bilmem ne…
Sen de bir akıl veremedin…
Kıbrıslıyı tanıyamamışsın…
İş ciddiye binince Kıbrıslı parmak vermez…
EOKA’ya parmak mı verdi?
Git polise istersen ve “o kocakarıcığın parmak işareti banaydı, bunun için şikayetçiyim” de…
Bakalım ne yapar polis…
Dikkate alır mı şikayetini?
Yoksa güler geçer mi?
***
Biraz da beni dinle…
Çek bir telgraf daha Reis’e…
Yargıcın niyeti kötü de…
Anavatan yargıçlarından hiç ders almadı de…
Oralarda tecavüzcülere bile ceza indirimi var da, buralarda bir taşcık atana yok mu?
Dinimize kitabımıza da aykırı…
Bir de Cübbeli Ahmet Hoca’yı dürtmeyi unutma sakın…
Cübbeli iyi bilir bu işleri…
Kimin cennete, kimin cehenneme gideceğini o bilir…
Taş atanlar cennete…
Taş yeyenler cehenneme…
Söyle Reis’e…
Kulağını çeksin yargıcın…
“Karışmam sonra ha” desin…
Ulubatlılara biraz şekerpare göndersin…
O kodes çekilmez…
Müsteşar gardiyanlara fısıldadıysa iyi…
Ama fısıldamadıysa muz bile yiyemezler…
Ben bilirim…
Bunları da bana sor…
***
Hade…
Vakit kaybetme…
Sarıl hemen işe…
Şu face’te, oğlunun taburda intihar etmeyip de öldürüldüğünde ısrar eden Hasan Bey beni nasıl dürterse, sen de öyle dürt Reis’i…
Kıpırdasın biraz…
Hazır komutanlık üniformasını giymişken, başını Afrin’den çevirsin ve biraz da şu yavrucuğa baksın…
Onsuz bu zafer kazanılmaz…
Zart Zurt’un abuk sabuk işleriyle uğraşmayı bırak…
Reis’e bak Reis’e…
Sen eskiden de vardın, ama şimdi yeniden doğdun…
Göster kendini Arıklı…
Alkışlasın seni Hataylı sarıklı!

Şener Levent
Afrika
12 Şubat 2018

Reklam

Yorum Yap