MECBURUZ

Liderler 16 Nisan’da bir araya geliyor…

Gerek iki lider, gerekse de bir kesim insan, “Bu yemeğe büyük anlamlar yüklemeyiniz” çağrısında bulunuyor!..

İyi de bizim başka çaremiz yok ki?

En ufak bir umudu tutup yukarılara taşımak zorundayız…

Çünkü bizi bu çirkef yatağından kurtaracak tek şey çözümdür…

-Birleşik Kıbrıs’tır…

“Efendim çözüm olmazsa KKTC ile yola devam ederiz”…

Yok böyle bir dünya!..

“KKTC ile yola devam” demek mevcut düzenin devamı demektir…

Yani Türkiyeleşmedir…

Bakınız Türkiye’yi idare eden yetkililer de bunu dile getiriyorlar ve her fırsatta, “Türkiye’de ne varsa KKTC’de de o olacak” diyorlar…

Ki tüm bunların olduğunu günlük yaşamımızda hissediyor ve görüyoruz…

Örneğin Türkiye’de olan;

-İmam Hatipler…

-Her köşe başına yapılan camiler…

-Kaçak kuran kursları…

-Ötekileştirme…

-Baskı…

-Düşünce özgürlüğüne katlanamama…

-Özgür basını susturma…

Ve dahası artık KKTC’de de var!..

Tüm bunların hızla yayılıp Kıbrıs’ımızın tam anlamı ile küçük Türkiye mi olmasını istiyorsunuz?

Bu zihniyetin aklının bir köşesinde önce Kıbrıs’ın kuzeyini Türkiye’ye bağlayıp 82. İl yapmak, ardından da Kıbrıs’ın güneyini de fethedip Kıbrıs’ın tamamına sahip olmak var!..

Çok kısa bir süre önce Türkiye’nin AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Sınırlarımızdan memnun değiliz” demişti…

İşte Suriye’de yaşanılanlar ortada…

Bırakınız kimin ne söylediğini, gerek Erdoğan gerekse de AKP’li yetkililer resmen Afrin’den çıkmayacaklarını ilan ediyorlar…

Ve giden onca insan canı ile alay edercesine bu savaşın ekonomik getirilerinden bahsediyorlar…

O nedenle tüm bunların Kıbrıs’ta da yaşanma olasılığı vardır…

Hem Rum liderin, hem de Türk liderin bu gerçeği kafalarının bir köşesine kazımaları gerekmektedir…

Anastasiadis bilmelidir ki, çok yakında karşısında Kıbrıslı bulmakta zorlanacaktır ve işin çok daha tehlikeli yanı bizim yerimize karşılarında buldukları kişiler tatlı tatlı müzakere yapacak karaktere sahip değildirler…

Ya istediklerini verirsiniz ya da onlar zorla bunu alırlar…

O nedenle anlamsız takıntılar bir kenara bırakılmalı, siyasi eşitlik tam anlamı ile kabullenilmeli ve belki bugün değil ama kısa bir süre sonrasında ‘Kıbrıs nasıl askersizleştirilir’in formülü aranmalıdır…

Yoksa çözümsüzlükte ilk biz, sonra da Rumlar kaybedecektir…

Bilmem anlatabildim mi?