Kuzey Kıbrıs’ta Şiddet ile Mücadelede Azınlık Kadınların Yeri Yok

KKTC’de azınlık kadınlara yönelik şiddet olgusu, bireyler ve toplumsal kurumlar tarafından önemsizleştirilmeye ve göz ardı edilmeye devam etmektedir. Kadına yönelik şiddet sorunu dünyanın her yanında olduğu gibi ülkemizde de kadınlara zarar vermeye devam ederken, bu durum toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin sürmesine de vesile oluyor. Ülkemizde var olan kadına yönelik şiddet durumu, azınlık grupların karşılaştığı eşitsizlikleri de içeriyor. KKTC’de mevcut kadına yönelik şiddet ile mücadele mekanizmaları, etnik, dinsel ve dilsel yönden azınlık kadınları ve engelli kadınları bu dayanışma ağının dışında bırakıyor. Yasal düzenlemelerin yetersiz oluşu ile birlikte devlete karşı güvensizliğin varlığı ve azınlık kadınların toplumun genelinden izole hale gelmesi şiddetin normalleşmesine katkı koyarken, şiddet gören kadınları da kendi özel hayatlarında sıkışmaya ve bir şiddet döngüsü içinde yaşamaya devam etmelerine sebep oluyor. Ülkemizde daha etkili adalet yollarının geliştirilebilmesi ve mücadele yöntemlerinin yaratılması için, Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşamakta olan azınlık kadınların yaşadığı şiddetin devlet tarafından görünür hale gelmesi ve dikkate alınması için daha çok çalışmalıyız.

Ne yazıktır ki adamıza yurt dışından eğitim almak için gelen, şiddete maruz kalan ve var olan düzende kendilerine gerekli yardımın sağlanmadığı genç kadınlar, gördükleri şiddetle mücadele edebilmek adına kendileri örgütlenme ihtiyacı duymuşlardır. “Who is She?” isimli platformu oluşturan kadınlar, yaşadıkları şiddeti görünür kılmak ve bu ülkede tek şiddet mağduru olan kadınların yerli kadınlar olmadığını hatırlatmak istiyor. “Who is She?” fiziksel ve duygusal şiddet, cinsel saldırı ve her türlü şiddet ile mücadele etmek ve farkındalık yaratmak için bir araya gelen genç bir kadın grubu. Amaçları kuzey Kıbrıs’ta yaşayan tüm şehirlerdeki uluslararası öğrencilere ulaşmak ve şiddet gören tüm kadınların yardımlaşabileceği bir ağ oluşturabilmek. Bir ışık tutmak diyelim…

Platform kurucu üyeleri Kuzey Kıbrıs’ta yaşadıklarını ve düşüncelerini şöyle ifade etti;

İnsanlar bizi ne kadar görmezden gelse biz de buradayız

Amacımız sesimizi duyurmak. Dinleyen, yardım edebilme yetkisine sahip olan insanları birlikte çalışmaya davet etmek… Biz buradayız. İnsanlar bizi ne kadar görmezden gelse de, ne kadar görülmesek de, biz de Kuzey Kıbrıs’ta yaşıyoruz. Toplumun bir parçasıyız. Farklı kökenlerden gelen ve farklı diller konuşan kadınlar olarak şiddete maruz kaldığımız zaman nereye gitmemiz gerektiğini, ne yapmamız gerektiğini bilmiyoruz.

Artık kadınlar şiddeti anlayabiliyor

Artık kadınlar şiddeti anlayabiliyor. Kadına yönelik şiddet bir çok biçimde gerçekleşebiliyor. Gördüğümüz şiddet fiziksel eylemlerle başlamıyor olabilir. Kelimelerle de başlar… Üzücü şey ise kadınlar akıllarında bunu hak ettiğine inanıyor… ama şimdi, şiddeti görebilen ve anlayabilen kadınlarımız var. Kadınların bu tür eylemlerin doğru olmadığını fark etmeye başladığı vakalarımız var. Bunun istismar olduğunu fark edebiliyoruz artık. Şiddeti görebiliyoruz.

Erkekler de bu adada istismar ediliyor

Erkekler de şiddet görüyor; Erkekler de bu adada istismar ediliyor. Nereye gidiyorlar? Kimden yardım alıyorlar? Biz kadınları hedef alıyoruz, ama araştırmamızda erkeklerin de benzer sorunlar yaşadığını öğrendik. Erkekler utanıyor, yaşadığımız bu toplumda, bir erkek nasıl bir polis memuruna gidip, utanç duymadan işverenleri tarafından taciz edildiğini söyleyebilir? Bu ülkede şiddet mağduru olmak normalleştirilmiş. Şiddet görmenin normal olduğunu düşünmeye başlarsınız. Bu doğru değil.

Kadına yönelik şiddet ile mücadele eden platformlar var mı bilmiyoruz

Kuzey Kıbrıs’ta hangi örgütler bu sorunlarla ilgileniyor bilmiyoruz. Kime gitmemiz gerektiğini ve kimden yardım almamız gerektiğini bilmiyoruz. Bize doğru yardımı sağlayabilecek insanlar var mı? Mümkün olan en iyi şekilde yardım almamızın sağlanabileceğine inanıyoruz. Bu ülkede yaşayan kadınlar olarak bizim de zihinsel ve fiziksel sağlığımız önemli değil mi? Yardım eden sektörler var mı? İnsanlar bu sektörlerin varlığının olduğunu biliyor mu? Bu organizasyonlar veya platformlar mevcut mu? Bilmiyoruz. Sivil toplum örgütleri nerede? Yardıma ihtiyacımız olan tüm bu zamanlarda sivil toplum örgütleri bizim nerede olduğumuzu bilmiyor muydu?

Şiddete uğradığımız zaman bizim gidecek bir anne, baba evimiz yok.

Biz burdayız ve sesimiz duyulmuyor, yardım eli uzatılmıyor. Ailemizden uzakta yaşıyoruz. Şiddete uğradığımız zaman bizim gidecek bir anne, baba evimiz yok. Şiddete uğradığınız zaman nereye gideceğinizi bilmediğiniz için bunu kendinize saklamak zorunda kalıyorsunuz. Eğer bir şiddet mağduruysanız bunu insanların görebilmesini, duyabilmesini istersiniz. Bize kimse ulaşmıyor. Susmak zorunda kaldığımız bir sürü şey var. Sonunda hiç kimsenin gerçekten yardım edemeyeceğini inanmaya başlıyorsun.

Kıbrıslı sivil toplum örgütleri bize ulaşmış olsaydı bir çok kadın arkadaşımız şiddet görmekten kurtulabilirdi

Şiddet gören ve yardım alamayan bir çok arkadaşımız var. Eğer bu örgütlerin var olduğunu bilseydik susmak zorunda kalmazdık. Yaşadığımız en büyük problemlerden biri herşeyin türkçe olması. Kadına yönelik şiddet alanında çalışan örgütler mevcutsa bile, biz onların varlığını bilmiyoruz. Tüm posterler, tüm seminerler, tüm bilgiler türkçe olmalı ki biz bilmiyoruz ve görmüyoruz. Bu adada türkçe bilmeyen binlerce kadın yaşıyor. Bize ulaşmak ve bizi bilgilendirmek bu kadar zor olmamalı. Polise bile gittiğinizde derdinizi anlatamıyorsunuz, sizinle ilgilenmiyorlar. Resmi kurumlar gerçekten de uluslararası öğrencilere yardımcı olmayı denemiyor. İngilizce bir şeyler yapmaya çalışmıyor ve bir şekilde bizi entegre ederek iletişim kurabilmemizi kolaylaştırmıyor.

Konuştuğu dil her ne olursa olsun, tüm kadınlar şiddetle karşı karşıya geldiğinde ne yapması ve nereye gitmesi gerektiğini bilmeli. Birilerinin umurunda olduğunu ve birinin aslında yardımcı olabileceğini bilmek gerçekten de bize güven verebilirdi. Umarız ki Kıbrıs’ta yaşayan ve şiddet gören tüm kadınlara en kısa zamanda gerekli yardım sağlanabilir.