Herkesi aldı bir gayle

Bugün ve yarın Dünya’da farkındalık yaratmak adına kutlanan etkinlikler var.

 

1992 yılından beri Birleşmiş Milletler kararıyla 3 Aralık, Uluslararası Engelliler Günü olarak kabul ediliyor. Engelli bireylerin toplumsal yaşama tam ve diğer bireylerle eşit, katılım haklarını betimlemek için ilan edilmiş. Onları farklı görmek veya acımak yerine, her bireyin eşit olduğunu unutmamamız için. Herkesin her şeye ulaşabilme hakkı için. Engellilerin yaşamını zorlaştırmamak için…

Yani “fırsat eşitliği” için…

Birçok konuda sınıfta kaldığımız gibi, Engelli bireylerin hakları konusunda da pek farklı konumda değiliz.

Nüfusumuz bildiğiniz gibi, “Galabalık”….. Dolayısıyla toplumumuzda yaşayan engelli bireylerin sayısını da net olarak bilemiyoruz. 2017 verileri 5 bin 601’i işaret ediyor. Doğum ve ölümlerle engelli bireylerin sayısının 6 bine ulaştığı tahmin ediliyor. Toplumumuzda yaklaşık olarak 2 bin 200 zihinsel, 750 ortopedik, 700 görme engelli birey yaşıyor..

Yıllardır aynı sorunları dile getirmekten yorulan engelli bireylerin istediği

SADECE FIRSAT EŞİTLİĞİ..

Ulaşımda, eğitimde, sağlıkta, kısacası yaşamın her alanında EŞİTLİK…

Toplumumuzda engelli bireyler üvey evlat muamelesi görüyor. Gereksiz birçok yasayı meclisten geçirenler, 30 yıldan uzun süredir “Özel Eğitim Yasası”nı nedense bir türlü onaylayamadılar…

 

Engelli bireyler için ayrılan park yerlerine araçlarını bırakan yüzsüzler…!!!!

 

Kaldırımlara park eden aymazlar…!!!!!

 

Engelli bireyleri hiçe sayanlar….!!!!

 

Gerçek anlamda engelli olanlar onlar değil, onları duymayan, görmeyen, anlamayan ve kendilerini fasulyeden nimet zannedenlerdir..

 

Utanmayı bile beceremiyoruz…

 

4 Aralık ise Dünya Madenciler Günü…

 

Kıbrıs yakın tarihinin belki de mihenk taşıdır, 1948 Lefke CMC Grevi…

Tamı tamına 125 gün direnen 2 bin maden işçisinin, Kıbrıs tarihinin en uzun soluklu direnişinin simgesidir…

Sermayeye karşı, onurlu bir madenci duruşudur…

Bugün özlemle hasretini çektiğimiz, toplumun dayanışma ruhu ile mücadelesidir…

Grev kırıcılara karşı, maddi güçlüklere rağmen “Safları sıklaştırmak”tır….

 

İşte o yüzdendir ki, özellikle Lefkeliler olarak babalarımızın ve dedelerimizin onurlu savaşını unutmayarak gelecek nesillere aktarmak, şiarımız olmalıdır…

 

Bugün ve geçmişte emek ile alın terinin simgesi olan tüm maden işçilerinin, yer altında güneşi hayal edenlerin günü kutlu olsun…..!!!!

 

 

*************************

 

 

Seçimler yaklaşıyor….

 

Herkesi aldı bir gayle…..

 

Sağ’da hummalı bir çalışma ve buna bağlı olarak futbolcu transferi misali parti değiştirenler…

Sol’da ise bildiğiñ, değişmeyen vizyonsuzluk…

 

Sol, her zamanki gibi ülkeyi soyup soğana çevirenlere meydanı boş bırakmakta ısrarcı…

 

Kıbrıs’ta Sol, 1980 askeri darbesi öncesi Türkiye’deki bin parçaya bölünmüş, klikleşmiş, faşizme çanak tutmuş Sol hareketin başarısız ve kötü bir kopyası olmaktan öteye geçememiştir…

 

Kimisi seçimleri boykot etmekten söz ediyor… Tabii ki bu bir siyasi seçimdir. Saygı duyulmalıdır. Çünkü her birey kendi seçiminden sorumludur.

Kimisi kendi siyasi görüşleri doğrultusunda seçime girip “güçlerini sınama” (!) peşinde…

Kimisi “benim partim en ‘Solcu’dur.” iddiasında….

 

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden ders almayan veya argo deyimle “kendi ayağına sıkmak”tan öteye geçemeyen bir kısır döngü….

 

Ancak tüm boykotçu dostlar ve güçleri birleştirmemekte ısrarlı arkadaşlar yine Gollifa Cumhuriyetinde yaşamaya devam edecekler…

Peki bu arkadaşlar seçimlerden sonra da meydanlarda yıllardır haykırılan “Birlik, Mücadele, Dayanışma” sloganlarını atmaya devam edecekler mi?

 

O zaman toplum size münasip yeriyle gülecektir…

 

İşgalcilerin, biat edenlerin ekmeğine yağ sürmeyi bırakıp, önümüzdeki aşa odaklanma zamanıdır…

Gerek Sol’da var olan partilerin, gerekse Sol adına bir araya gelen örgütlerin şapkalarını önlerine koyup düşünmeleri gerekiyor..

Vakit “uyuz kaşıma” değil, gerçek bir dayanışma gösterme vaktidir..

Elbette Birleşik Federal Kıbrıs mücadelesi devam etmelidir ve edecektir de..

Ancak mücadelenin devamı için toplumu yüreklendirmek, bir araya gelebilmekle mümkündür…

O yüzdendir ki egolar bir kenara bırakılmalı ve asgari müşterekte birleşilmelidir…

 

Yoksa hüsran kaçınılmaz olacaktır…

 

 

*******************

 

 

  • Napañ be Siddiga…? Elmaziye’dir be… Gavvole sesimi da unuddu gıccaaz… Bilirim temaslısıñ deyi gelemeyiyoñ içelim gavecik… Tamamsıñız…?
  • Napayım be Elmaziye… Aha galdık bunun içinde hapıs… Ha be…!!! Benim angonicik getirdi okuldan.. Manamucuk, o da maraz etti çok ama napacañ… Berikât versin o şu negatif çıkdık ben da Rifat da. Amma lüzumumuş galalım evde, çıkmaylım dışarı.. Dedigodu da yapamayıyoruk be Elmaziye… Bildiğiñ çatlaycayım artık….
  • Aha ben da onun için aradım, vereyim sağa havadisleri… Bir habercik okudum Feyzbuk’da… E gül, gül… Zanneddim işeyiyorum üsdüme be Siddiga… Hani bizde seçimler olacak ya, Ocak’da… Başladı o goministler söylensin gene… Şaibeymiş olacak da, bizimkilermiş para dağıdacak da…. Yok be, o değil hani gülerim… Bir danesi yazdı Feyzbuk’da… madem gayle çekersiñiz,  değişdirelim seçim sistemini Gambiya gibin” dedi…. Gambiya diye bir memleket varımış Afrika’da… Bunnarın seçim sandıkları öyle renkli olurmuş.. Ha yahu, parti renkcikleri… Bizim turuncu gibin… Giddiğinde gullansın oy, verillermiş gennere pirilli… Attığındaymış pirilliyi partisinin sandığına, çalarmış zil… Kaç dane pirilli toplarsaymış kazanırmış o parti… Bizimkilere uymaz bu sistem gızım… Gendileri oldu pirilli bunnarın da cirleniller, görmeñ...??? Bırak ceza sandığa da sığmaycaklar artık….

 

 

**********************

 

 

Fransa’da çıkan bir dergideki iddialara göre Emanuel Macron danışmanlarıyla yaptığı bir toplantıda, Boris Johnson’a palyaço, Johnson yönetimine de sirk benzetmesi yapmış…

 

Hade oğlum..!!

 

Bu Fransızlarınan İngilizlerin zaten ezelden beri bir çekişmeleri var… Biri öbürüne laf sokmazsa çatlar… Sanki biri öbüründen daha şikârdır….

 

Macron’cuğum, bak sağa ne deyim…..

 

İsdersañ söyleylim bizim Şehzade’ye davet etsin señi da Gollifa Cumhuriyetine…

Vallahi fırsatı gaçırmaz bizimki..

Bak geldi Papa ziyaretine Nigo’nun, atıldı bizimki hemman da davet eddi Papa’yı gelsin bu tarafa da…

Biliñ bizimki gendi da bayılır gezsin… Manamucuk ancak gezer payitahtdaki obaları…

Amma misafir ağırlamayı da sever ha….

Söyleylim genne çağırsın seni da göresiñ sirk nasıl olur…

Palyaço..??

İsdemediğiñ gadar…. Hele şimdi yaklaşıyor seçimler da… Her köşede bir dane….

Bırak uğraşma Boris’inan… Zaten Brexit çıkdı çıkalı eğilemeyiyor bağlasın potinini…

Gel göresiñ sirki hem palyaçoları buraşda….

 

 

*****************

 

 

Geçen hafta bizim yazıyı gören Musa isimli bir vatandaş altına yorum yazmış…

Her hafta kullandığımız kapak fotoğrafını kastederek, “Bu file çantadır. Sakkulli düz torbadır. Ağzını büzen da ipinan bağlan.” diye yazmış..

Ben da ona, ” Bardon Musa beyi. Dediğiñ doğrudur. Gelen hafta söz, değiştireceyik. Amma biceez laf söylemeden da bırakmam. Herşeyi mamur eddik da galdı saggulliyi büzelim, bağlaylım. Madem arañ düzeldesiñ bizi, Ben da seni düzeldeyim gardaşcığım. O büzmek için gullandığıña “ip” denmez, “ispaho” veya “isbaho” denir. Yörü da gorgma…!!” diye cevap verdiydim.

 

Evet Musa beyi…

Söz verdiğimiz gibi kapak fotoğrafını değiştirip, yerine “ispahoynan büzülmüş” gerçek bir “saggulli” goyduk… Yanına da Gıbrız isgemlesiynan bir da topuz goyduk…

Fotoğrafı goyduk amma, Musa beyi fotoğrafın altındaki bu yazıyı okuyacak mı bilmem…

Okursa da cevap verir, mutlu oluruk….

 

Derdimiz, tasamız paylaşmak.

Ama en önemlisi unutturulmaya çalışılan “Kıbrıs Ağzı”nı zinde tutmak…

 

Yani gaylemiz, “torba” ve “ip” yerine sohbetimizi “sagulli”ye goyup “ispaho”ynan bağlamak….

 

Meramımızı ancak böyle annadacağımıza inanıyoruz da, ondan……

 

Feslikân ve Yasemin tütüsüynan galıñ…..

 

 

Yusuf Nidai

3 Aralık 2021

saggullim@gmail.com