Bu hafta SAGGULLİ’DEN çıkanlar.

  • Be Isseyin…
  • Nesdeñ olân…?
  • Duyduñ seniñ adaş Türkiya’da, oşu Ispor da yapar,  napdı..?
  • Ma bizim öbür Isseyin..?
  • Ha yahu, Dianellos Siğara Fabrikasının eski ebisdadı. İstanbul’da yer, içer, gezermiş partilerde…
  • Bırak yesin gardaş… Bu ganimetcikleri yemezsañ sağa ahmak deller… Yakışır bize… Ver oyu, yesin mammayı….

 

******************************************

 

Dianellos Siğara Fabrikasının yeññi ebisdadı da boş durmadı. Anacığının yanına gitdi da geldi. Açıklama da yaptı taa Ankara’dan… “Dünya’nın İMF’si varsa, bizim de Türkiye’miz var.”

İMF lafını “Kurtlar Vadisi”nde bir ara duymuş, ama sorgulamayı bilmeyen dizi müptelası oy potansiyeli, çılgınca alkışladı ebisdadı…

“Anacığım var olsun… Şükrannnn…”

Dünyanın kanını emen tefeci İMF’nin yerine anacığını koyarken aslında gülerek verdi müjdesini ebisdad, “1 Milyar TL’ye kadar olmak üzere, Türk Lirası cinsinden ABD DOLARI karşılığı kredi” yardımcığının…

Veriñ oyları da, GORGMAYIÑ…..

 

Aslında bizim ebisdadı, dünyanın bir ucunda hediye vermek için çırpınan Japon milyarder modacı Yusaku Maezawa’ya öneresim var.

ABD’li girişimci Elon Musk’a ait uzay taşımacılığı şirketi SpaceX tarafından 2023’te düzenlenmesi planlanan yolculuğu yapacak olan ilk isim olarak adını duyuran Maezawa, bu yolculukta kendisine eşlik etmesi için sekiz kişiye “Beleş Pilet” vereceğini duyurdu.

Ay’a beleş yolculuk için başvuranlarda aradığı iki kriter varmış. Bunlardan bir tanesi bizim ebisdada “cuk” oturuyor. “Yaratıcı anlamda sınırları zorlamaya hazır olmak”.

Ama sanırım bu önerimi kabul etmez. Çünkü aynı yıl anacığının da Ay”a gitme planı var. Kendisini İMF yerine koyan anası, yavrucuğuna bir Piletcik ayarlar herhalde….

 

**********************************

 

Britanya’da çıkan bir haberi okuyunca, aklıma bizim ülkemizde “Demir yığınları üzerinde yollarımızı süsleyen” aşırı estetik “MOBESE kameraları” geldi. KA KA TE CE’ de, 892 kamera ile neyi takip et(me)dikleri muamma olan bu sistem, belki işe yarar diye düşündüm.

Britanya’daki sokak güvenlik kameraları, “yapay zekâ teknolojisi” sayesinde araçlarından çöp atan sürücüleri belirleyip, ceza yazılması için kullanılacakmış. Bu “çöp kameraları” araçtan atılan sigara izmariti gibi küçük çöpleri dahi tespit edebiliyormuş. Plakası belirlenen araçlara otomatik £90 ceza yazılacak, iki hafta içinde ödenmemesi durumunda ceza £120’a yükselecekmiş.

Vallahi bizde bunu uygulamanın zamanı geldi da geçiyor bile.

Tomofilden dışarı savurttuklarının aslında “ZİBİL BEYİNCİKLERİ” olduğunu anlamayan, aymaz ahmaklara ancak böyle cezalar ders verebilir.

Gızmayıñ. Çevreciler topladıkça daha da azan, ülkesine ve toplumuna saygısı olmayan böylesi yaratıklara ancak ZİBİL BEYİNLİ AHMAKLAR denir.

 

*****************************************

 

  • Duydumuñ be .?
  • Neyi Olân..?
  • Seniñ Mr. Patariyacı çıktı içinden. “Bak bura be Ersan” dedi genne… “Gölgem üstüñdedir . Arama halkın sağlığını tehlikeye atasıñ, parti marti diğnemem, çıkar açıklarım…”
  • Yaşşa be Patariyacı….YÖRÜ DA GORGMAAA….. Omorfo’da sıkmalık Valensiyalar seni bekler….

 

*********************************************************

 

Geçen haftaki yazıda Eski Eserlerin acınacak halinden söz etmiştik. Bu hafta bir başka acı daha yaşadık. St. Hillarion Kalesi’ne düşen yıldırım, kalenin ortasında yer alan ikinci kısımdaki “Royal Apartments” olarak bilinen bölümde, gerçek anlamda tarih ve koruma bilincine sahip, eski gazeteci / doğa sever / fotoğrafçı sevgili Mustafa Gürsel’in işlettiği kafenin üstüne düştü. Tamamıyla yanıp kül olan bölüm ciddi zarar gördü. Bu talihsiz kazayla birlikte, ülkemizde yıllardır ötelenen “Eski Eserlerin Korunması ve Restorasyonu” konusu yeniden gündeme geldi. Bakalım bu kez ne zamana kadar ötelenecek. Ne hikmetse uluslararası kurumlardan yardım talep etmeyi zul sayan KA KA TE CE yetkililerinin bu işin uzmanlarını devreye sokabilecek olan BM’e müracaat etmesinin tam zamanı. Sonuçta Dünyanın her köşesinde olduğu gibi ülkemizdeki tarihi eserler de “Dünya Kültür Mirası”nın malı. Bu hassas konuda, turizme gerçek anlamda gönül vermiş kişilerin gözü Turizm ve Çevre Bakanlığı ve ona bağlı olan Eski Eserler ve Müzeler Dairesinin üzerinde olacak. Ne yazık ki geçmişte “restorasyon” adı altında birçok hata yapıldı ve eski yapılara acı çektirilerek, aslına uygun olmayan betonarme onarımlarla rant elde edildi.

Böylesi bir hataya tekrar düşülmemesini umuyoruz. Çiçeği burnunda Eski Eserler ve Müzeler Dairesi Müdürü  Nazım Ced, bu duruma ezgileri (pardon) sezgileriyle müdahale edecektir. Güveniyoruz…

 

*********************************

 

Ülkede bir düzensizlik, adaletsizlik ve keşmekeş sürüp gidiyor. Bazılarının karnı tok, sırtı pek. Ama yıllardır bu ülkenin yükünü sırtında taşıyan özel sektör aç ve açıkta…

Bu gerçek herkes tarafından görülüp dile getirilse de, hükümet ed(emeyen)enlerin umurunda değil. “Kapanma”yı tercüme edemeyenler gaf üstüne gaf yapmaya ve “açılma”yı yanlış yorumlamaya devam ediyor.

“Aman bulaş olmasın” derken, casinoyu ve bet ofislerini açan ama her türlü hijyenik ortamı sağlayacağını, mesafelere dikkat edeceğini taahhüt eden restoranları kapalı tutan zihniyet, öte yandan insanların balık istifi gibi kontrolsüz dolandıkları marketlerin “paket sıcak yemek satma” açgözlülüğüne ses çıkarmıyor.

Yıllarca “ülkemizin lokomotif sektörü” diye yere göğe sığdırılmayan turizm emekçilerine “siz ne yer, ne içersiñiz olân..?” diye soran yok. Bu ülkenin yüzü, olmazsa olması turist Rehberlerini, Kıbrıs Kültürünü yaşatmak için varını yoğunu yatırmış ama destek görmediği için iflas etmiş küçük işletmeleri, ülkeye turist getiren acenteleri, gelen turistleri gece gündüz demeden ülke genelinde gezdiren taşımacıları, şehir ve beldelerdeki ocağını tüttürmeye çalışan küçük esnafı düşünen yok.

“Büyük ve güçlü olan kalır. Onları incitirsek bizim de koltuğumuz sallanır.” mantığıyla günü kurtarmaya çalışan bu zihniyete karşı, çok önemli bir kavram bugünlerde yüksek sesle gündeme gelmeye başladı.

SİVİL İTAATSİZLİK…..

Yani yönetmeyi beceremeyenlere Halkın ders vermesi gerektiği…

İlk küçük örneğini geçen gün, Toprak Ürünleri Kurumu (TÜK) çalışanları İle yaşadık. Maaşlarının ödenmediği gerekçesiyle 22 çalışan “Sivil İtaatsizlik” kararı alıp, sabah saatlerinde iş bırakarak kapı önüne çıktı.

Eğer hükümet kontrollü açılma ile ilgili izin vermezse,  restoranların da sivil itaatsizlik kararı alarak mekanlarını açacakları konuşuluyor. Buna diğer işletmelerin ve işsiz olan Halkın da destek vereceği söyleniyor.

Tarihte sivil itaatsizliğin en büyük örneği Mahatma Gandhi önderliğinde yaşandı. Ülkemizde bu  eylemi ciddiye almamakta ısrar edenler tarihe göz gezdirip, bir kez daha düşünsünler.

Halkın gücünü yadsımayın efendiler….!!!!

 

***************************************

 

VE LEFKE…..

Kıbrıs’ın kuzey batısındaki CENNET…..

Türkiya’da, doğum günü particiklerinde kebapları büken eski ebisdad Isseyin’in, oycuklarını artırmak içün “altıncı ilçe” ilân ettiği, ama her konuda hakkını aradıkları için, “ma her şeye da muhalefet edeller be gavvole…” diyerek geçmiş 4 hükümet tarafından da üvey evlât muamelesi gören Lefke…..

Daha dün ülkemize en çok sahip çıkan çevreci / araştırmacı, resmî örgütlerin açıklamasıyla “Akdeniz Fokları”nın ana üreme merkezlerinden biri olarak kabul edilen, değişik iklimlerde yetişen  ve dünyanın hiçbir yerinde olmayan eşsiz iklimiyle ceviz”i, hurma’yı, portakal’ı, avakado’yu bir arada yetiştiren, bananası, çileği, kolokası, havası ve  sağlıklı su pınarları ile doğa harikası olan Lefke….

 

Neymiş efendim, Lefke’de “doğa ile barışık, yeni bir maden” açmayı düşünüllermiş….

Önce senelerdir peşkeş çekerek para yedirip, rant elde ettiğiñiz, ama halâ temizleyemediğiñiz eski maden atıklarıñı hallediñ. Sonra, yılan hikâyesine dönen yolunu bitiriñ. Bir zahmet hep köşeye attığıñız, bölgede yaşayan Halkın en doğal hakkı olan “Sağlık”ı hatırlayıp, Cengiz Topel Hastanesini iyileştireceğiñizi vaat ettiğiñiz sözleriñizi hatırlayıñ.

Daha sayayım. İngiliz döneminde açılan ve ülkemizdeki en eskilerden biri olan, ama masgaralığınan elimizden aldığıñız mahkemelerimizi geri veriñ.

Hepsini mamur ettiñiz da, yeññi maden açacaksıñız… Biz da guzu guzu size “buyuruñ da yapıñ…” deyceyik…

HADEYİÑ BE ORAŞTAN…

Unuttuysañız hatırladayım…..

1948’de Kıbrıs tarihine damga vuran en şanlı direnişi, 4 ay 4 gün süren “Lefke Maden İşçileri Grevi”, sizin kaale almadığınız bu ilçede yaşandı. Tarihte Halkın çıkarları söz konusu olduğunda, gerek Belediyesi, gerek Sivil Toplum Örgütleri, gerekse esnafı ile tek yürek olup hakkını yedirmeyen bir beldedir Lefke…

1915’den, 1975’e kadar CMC’nin kahrını çekmiş, kapandığı günden bugüne kadar da halâ pisliğini çeken, kanserden yüzlerce canını yitirmiş Lefke’mize “yeññi maden açacaklarmış…

 

Hade olân…

Bir deneyiñ bakalım….

Ma zannettñiz biz ahmağık bişey….

Aramayıñ deneyesiñiz….

 

  • Be .İsseyin.. Söyle oğlum gennere hani “Her guşun eti yeñmez…..

 

Yusuf Nidai

5 Mart 2021