DİRENMEK; “HAYIR” DİYEBİLME CESARETİDİR

“Türkiye Anayasa Değişiklik Referandumu” için oy verme işlemleri KKTC’de dün başladı.
Bugün ben de “Hayır” demek için sandığa gideceğim.
Öyle allı pullu keklik gibi şevkle gideceğim ve “hayır” demem gerektiği için “hayır” diyeceğim.
Yıllar önce hak kazanıp da almak için başvuru bile yapmadığım TC kimliğini sırf bu yüzden almış bulunmaktayım.
“Ama başka bir ülkenin iç işlerine müdahale ediyorsun!” diyenlere de olmayan bıyığımın altından güleceğim.
Kerhanelerin, kumarhanelerin, Kıbrıs’ın kuzeyini parsel parsel satanların, askeri garnizonların, faili meçhul cinayetlerin, AKP’nin seçim bürosu gibi çalışan ibadethanelerin, aynı manşetle çıkan gazetelerin bende yarattığı yürek bulantısı ile gidip “hayır” diyeceğim.
Bu tarumar arka bahçede, “AKP iktidarı ne diyorsa o!” zihniyeti ile “hükümetçilik” oynandığı için oy kullanıyorum. Çünkü biliyorum ki Kıbrıs’ta eğer bir çözüm olacaksa bu ancak ve ancak demokratik, çağdaş bir Türkiye ile olacaktır.
AKP’nin bilinmeze sürüklediği Türkiye; “evet” ile yuvarlanacağı bağnaz karanlıkta bizi de boğacaktır. Hem de şimdikinden çok daha fazla.
Referandum sonucunun “Hayır” çıkması, Erdoğan’ın baskı, şiddet ve tahammülsüzlüğünü sonlandırmasa da tası tarağı toplayıp gitme vaktinin yaklaştığının da habercisi olacaktır.
Erdoğan’ın parlamenter demokrasiyi kaldırıp gerginlik politikalarını sürdürmesinin çok geçmez 2-3 yıl içinde Türkiye’yi bir iç savaşa sürükleyeceğini öngörenler de var.
Bunlardan biri de araştırmacı yazar “Erol Mütercimler.”
Aynı yazar 15 Temmuz darbe girişiminin ‘başarısız olması’ üzerine plânlandığını şöyle anlatmıştı;
“Bu üç aşamalı bir plandı. Yeni dalgalar gelecektir. Hedeflenen Tayyip Erdoğan’ın Çavuşesku gibi (Romanya’nın kurşuna dizilen son diktatörü) yok edilmesiydi. Ama bu plan tutmadı. Ancak Miloseviç (Lahey’de savaş suçu ile yargılanan Sırp lider) gibi olabilir. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanabilir.”
Erdoğan’ın pespaye iktidarı uğruna; Türkiye’de insanlar bodrumlarda yakıldı, parçalandı, panzerlere bağlanarak yerlerde sürüklendi, evinin önünde yaralanıp ölüme terkedildi, gözaltında kaybedildi, işinden, aşından, evinden oldu.
Buna rağmen Türkiye’nin her tarafında direncini yitirmeyen milyonlarca insan var.
Çünkü direnmek; “hayır” diyebilme cesaretidir.
Ve “Hayır” diyebilmek; tarihin kendini yeniden yaratmasına bir şans vermektir.