CANİLERİ KORKUTAN DEĞİL, CESARETLENDİREN KARAR

Gazetemiz Afrika’ya karşı girişilen linç hareketine mahkemenin verdiği ceza kamuoyu vicdanını rahatlatmadı.
Altı sanığa 1 ile 6 ay arasında hapislik…
İkisine altışar ay…
Birine dört ay…
İki kişiye üçer ay…
Bir kişiye de iki ay…
-Seni, tatmin etti mi, diye soruyorlar bana…
Etmedi tabii…
Bu dava haneye tecavüz davası değil çünkü…
Bir öldürme girişimidir…
“Katle teşebbüs”tür…
Binaya girmek için kapıyı vahşice zorlayanların niyeti başka ne olabilir ki?
Yanlış anlaşılmasın…
Yargıçta kusur bulmuyorum…
Onun da kararında vurguladığı gibi, polis ve savcılık önüne ne koymuşsa, o ona baktı…
Yargıç görevini yaptı…
Polis ve savcılık yapmadı…
Savcılık “katle teşebbüs” veya “linç girişimi” diye bir dava getirmedi…
Ve anlaşılan benim polise yaptığım şikayet de pek dikkate alınmadı…
Hukukçular, şikayetçi olmazsam cezanın hafif olacağını söylediler…
Bunun için şikayetçi oldum…
Yoksa öyle bir niyetim yoktu…
Görevini yapmayan ve hayatımıza kastedenlere çanak tutan polise şikayet etmek de ağır gelir bana…
Zül sayarım…
***
Mahkeme kararı sürpriz değil…
Birkaç yıl ceza bekleyenler yanıldı…
Çok kıdemli bir hukukçumuz, “en az üç yıl” demişti bana…
Meslek hayatında galiba ilk kez bu kadar yanıldı…
Görünen köy kılavuz istemezdi oysa…
Ta başından sonuç belliydi…
Savcılık ve polis sanıklarla anlaştı…
Suçlarını kabul etmişler diye jet hızıyla davalarına başlandı…
Ağır cezalık olduğu halde, dava Ağır Ceza Mahkemesi’ne havale edilmedi…
Alt mahkemede kaldı…
Ağır cezaya gitmeyen davanın cezası da ağır olmaz…
Ağırlaştırıcı unsurlar davaya dahil edilmedi…
Aynı suçu içimizden, yani rejime karşı duranlardan biri işlemiş olsaydı…
Bir hanedekilere kocaman kocaman taşlar atsa…
Bütün pencerelerini kırıp dökse…
Haneye girmek için vargücüyle kapıya yüklense…
Herhalde ceza bu kadar hafif olmazdı değil mi?
Bunu benim yaptığımı düşünün mesela…
En az beş yıl hapislik yerdim…
Hiç şüphem yok…
***
İşin daha vahim yanı şu:
Mahkemenin bu kararı emsal olacak…
Bundan sonra aynı suçları işleyenler böyle hafif cezalarla sıyıracaklar…
Yani bu karar bu tür bir linç girişimini bundan sonrası için engellemiyor…
Daha da teşvik ediyor…
Caydırıcı hiçbir özelliği yok…
Oysa ceza yasaları işlenen suçlar için caydırıcı olsun diye yapılır…
Verilen cezaların caydırıcı olduğunu düşünen var mı aranızda?
Demek ki bundan sonra ortalığı kırıp dökerek bize saldıracak olanlar daha korkusuz saldıracaklar…
Bu karar onları korkutmuyor…
Daha da cesaretlendiriyor…
***
Bu dava süresince yargıcın polis tarafından 24 saat korumaya alınması, her gün polis refakatinde işe gidip gelmesi, evinin kapısına polis dikilmesi bile bu olayın ne kadar vahim olduğunu göstermez mi?
O halde, yargıcın bile ölüm tehditi altında olması, canilerin ne kadar cani olduğunun açık kanıtı değil mi?
Yargıcın hayatı tehlikeye girdi de bizim hayatımız mı girmedi?
Bu soruların yanıtı, verilen bu cezalar olabilir mi?
Dahası var…
Karşı taraf da memnun değil…
Mahkum taraf…
Onlar da isyan ediyor mahkeme kararına…
“Adalet değil bu” diyorlar…
Cezaları biz hafif bulduk, ama onlar çok ağır bulmuşlar…
Beraat bekliyorlardı herhalde…
Ya da en çok bir ay…
Yargıç, “Tamam, bir ay” desin ve hemen serbest kalsınlar…
Zaten cezaevinde bir ayı tükettiler…
***
Savcılık istinafa gidecek mi?
Bilemem…
Gitmesi gerekir ancak…
Bir de yüksek mahkeme baksın…
Bize gelince…
Tabii ki bunlara bir hukuk davası açacağız biz de…
Hem yalnız onlara değil…
Baş azmettirici Tayyip Erdoğan’a da…
Olaylara göz yuman polis genel müdürlüğüne de…
***
Adaletin bir terazisi var…
Gözleri bağlı bir kız elinde tutar teraziyi…
Acaba o cici kızın gözleri bu mahkemede açık mıydı?

Şener Levent
Afrika
22 Şubat 2018