ALLLAH-U EKBER

Reklam
Minik Sude yıl sonu dansı için çok heyecanlıydı.
Elini, danstaki eşi Abdullah’a uzattı.
-Günah! Onun elini tutmam ben! diye kızdı Abdullah.
Sudecik dudaklarını büzüp ağlamaya başladı.
Öğretmen B Hanım çok şaşkın ve üzgün…
Çocuğun çevresindeki erkek arkadaşlarını da etkilediğini anlatmaya başladı
Diğer erkek çocukları da kız arkadaşlarının elini tutup dans etmek istemiyormuş.
Bu yaşananlar ne Türkiye ne de bir Arap ülkesi ilkokulunda geçiyor.
Tüm bunlara, KKTC ilkokullarından birinde tanık oluyorum…
Çocuklarına, karşı cinsle fiziksel temasın günah olduğunu öğreten zihniyetin yabancısı değiliz artık.
Okul çıkış saati bahçede toplanan veli kalabalığını inceliyorum.
Tesettür giyimde son moda feracelere bürünmüş anne sayısı her yıl giderek artıyor.
Dikkatimi çeken şey bu kadınların genelde kendileri gibi giyinen kadınlarla hoş beş ettiği ve kocalarının da ya İlahiyat Koleji veya Din Dairesi’ne bağlı görevlerde çalıştıkları…
KKTC Meclis Genel Kurulu’nda görüşülen Vakıflar Örgütü ve Din İşleri Dairesi (Değişiklik) yasa tasarısı oybirliğiyle kabul edildi.
Oylamanın yapıldığı o günü en iyi özetleyen de milletvekili Mehmet Çakıcı’nın sözleri oldu.
Mecliste “rezil bir gün” yaşandığını savunan Çakıcı;
“Sıkıntılar bulunan yasa önerisi neden alelacele kabul edilmek isteniyor?” diye sorarken sanırım cevabını bildiği bir soru soruyordu.
Belki de cevabı; AKP’nin bağnaz ve dinci zihniyetini, koltuklarının son kırıntısına kadar savunan cesur vekillerimizde aramak gerek.
KKTC’deki Din İşleri Dairesi, Türkiye’deki Diyanet İşleri Bakanlığı’nın bir ayağı olarak çalıştığı kesin.
AKP’nin laiklik karşıtı, cinsiyetçi, dinci eğitim anlayışını Türkiye’de hayata geçirmesinde, TC Diyanet İşleri özel bir görev üstlendi ve bu görevde oldukça da başarılı oldu.
AKP’nin Türkiye’de kurmayı hedeflediği dinsel hegemonya; Diyanet İşleri Bakanlığı, İslami Vakıflar ve TC MEB’nın işbirliği ile hayata geçirildi.
Bu zihniyetin son 15 yıldır Kıbrıs Türk’üne dayattığı Sünni İslam politikaları ile toplumumuz kendine yabancılaştırıldı.
Biz, hoşgörüye dayalı din anlayışımızdan ve laik bir toplum olmaktan çok memnunuz.
Ne kuran kurslarına ne de binlerce kişilik camilere ihtiyacımız var.
Oy ve koltuk kaygısı ile toplumunu tehlikeye atanlar şunu da unutmasınlar ki:
Din; emperyalizmin hizmetindeki gerici bir silahtır…
Diktatörlere, hükmetme rolü verdiği gibi bir gün gelir cihatçı bir sapığın son sözlerinde pimi çekilmiş bir bomba olur. “Allah-u Ekber!”
CANAN SÜMER
8.Haziran. 2017
AFRİKA GAZETESİ
Reklam