ADALET Mİ?

Reklam

Tek istedikleri adaletmiş!..

22 Ocak günü yaşanılanlarla, başbakanlık önünde yaşanılanları karşılaştırıyorlar…

Oradaki kişilerle, Afrika Gazetesi önündeki kişileri bir tutuyorlar…

O acı ile bu faşizmi bir tutacak kadar alçalıyorlar…

Öyle vicdansızlar ki, 2’si lise öğrencisi olan 3 insanımızı kaybetmenin acısı ile başbakanlık önüne toplanan insanlarımızın hassasiyetlerini görmezden geliyorlar…

Ve bir avuç faşistle, yüreği yanan bir toplumun isyanını eşit göstermeye çalışıyorlar…

Oysa adalet isteyen adam eli taşlı sopalı adamlar için varını yoğunu ortaya koymaz!..

Kalkar ve sırtında çantası, elinde ise dosyası ile okula giderken can veren tertemiz yüzlü insanlarımızın hesabını sorar…

Bu çocuklarımızın katillerine dava açar…

İnşaatta alınmayan koruyucu önlemler yüzünden hayatını kaybeden emekçilerin hakkını arar…

-Tacize uğramış kadınlar…

-Tecavüze uğramış çocuklar…

-Evsiz kalan insanlar…

-Uyuşturucu batağına düşmüş gençler…

Ve bu düzenin mağlup ettiği tüm kesimler için adalet ister!..

Bunlar ne yapıyor?

Kalkıp düşünce ve fikir özgürlüğüne karşı eline taş ve sopa alan zihniyet için adalet istiyorlar…

Çünkü onlarla aynı zihniyeti paylaşıyorlar…

***

Bu arada bilsinler diye ifade edeyim, bahsettikleri başbakanlık önündeki eylemde kafası yarılan polis kardeşimize bunu yapan kişi tutuklu bir şekilde yargılandı, yargılanmasına da devam ediliyor…

Aynı şekilde o eylemin yaşandığı anlarda yanında tek koruması olmadan eylemcilerin arasına gelen dönemin Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın da kimse üzerine yürümemiş, ağza alınmayacak laflar sarf etmemiş ve Denktaş gazeteciler tarafından koruma altına alınmaya ihtiyaç duymamıştı…

Bunları dahi araştırıp öğrenmeyen…

Başbakanlık önündeki eylemcileri Kıbrıslı, Afrika Gazetesi önündeki eylemcileri ise Türkiyeli olarak lanse edip ayrımcılığın dibine vuran bu zihniyetin faşistlere arka çıkması inanınız beni hiç şaşırtmıyor…

O gün başbakanlık önünde bu adayı kendine vatan bilen her kökenden insan vardı…

Kök Kıbrıslı da…

75’te gelen de…

80’lerde gelen de…

90’larda gelen de…

2000’li yıllarda gelen de…

Tıpkı 26 Ocak akşamı yürüyüşe katılan insanlarımız gibi…

Bizim bu güzelliğimiz hastalıklı zihniyeti rahatsız ediyor…

O nedenle rahatsızlık vermeye devam edeceğiz ve bizi bölmelerine asla izin vermeyeceğiz…

 

 

Reklam

Yorum Yap