Bir zamanlar Gıbrız’da bir yerlerde…

” – Napañ be İsseyin..?

N’oldu be amma da cıbbana çalañ.?

  • Eyidir ölan. Aha bubam şehere gidecek da, bağa yemiş getirecek…”

Şimdilerde Gıbrız’ın “KA KA TE CE” denilen bölgesinde….

” – Napañ be Bakan..?

N’ol du be amma da cıbbana çalañ?

  • Çok eyiyim çok. Aha Başbakanım Ankara’ya gidiyor da, bağa aşı getirecek..”

 

****************************************************

Sevgili okurlar merhaba.

Bugünden başlayarak her hafta Cuma günleri “Saggulli”yi açacayık. Kâh artık kaybetmeye başladığımız “Kıbrıs (Ağzı) Türkçesi”yle, kâh bu ağzı unutmuş tüm Türkçe konuşan dostların da anlayabileceği “Türkiye (İstanbul Ağzı) Türkçesi”yle yazmaya çalışacağım.

“Saggulli”nin ne demek olduğunu bilmeyenler için açıklama yapmamız gerekir dediler. “Saggulli” Rumca bir sözcük olup, “Torba, çuval, çanta” anlamını taşır.

Ben her hafta saggulliyi açıp, içinde ne birikmiş ona bakacağım. Saggullinin içinden ne çıkarsa…

Ülke haberleri mi, toplum haberleri mi, edebiyat mı, spor mu, turizm mi, ekonomi mi, ne çıkarsa…

Sizin de saggullinin içine bırakmak ve paylaşmak istedikleriniz olursa lütfen saggullim@gmail.com adresinden bana ulaşın.

Saggullide gizli saklı, kayırma, yağcılık olmayacak. Toplum ve Halk çıkarlarını gözetecek. İçinden çıkan kimine göre doğruyu, kimine göre yanlışı olduğu gibi aksettirecek. Bazen bazıları gücenecek, bazen sevinecek. Ama o hafta saggullide birikenler ne olursa olsun ortaya dökülecek…

******************************

Bu haftaki ilk yazıya saggulliden ilk çıkan yemişinan başladık. Yemişin türü artık hayatımızı esir alan Covid -19’un meşhur aşısı…

Nerden geldiydi, nereştan geleceydi derkan helâk olduğumuz, imtiyazlı golcuklara Avrupa’sının, fukara golcuklara da,  bize “Çin” diye tanıtılan “Türkiye menşeli yan sanayi” olanlarının yapıldığı, kime ne zaman yapılacağının bir türlü düzene koyulamadığı, halk deyimiynan “beytambal galsın, gorona” aşısı…

 

Adaya ulaşan 87 bin doz, aşı takviminin ilk adımı için yeterli olmadı.

Çiçeği burnunda “Jet” Sağlık Bakanımız geçen gün aynı yukarıdaki açıklamayı yaptı. “Herkes biraz bekleyecek. Başbakan Ankara’dan aşı getirecek…”

N’apalım. Siz da bekleyceksiñiz artık.. Gelecek olan yemişden size da düşersa yersiniz…

Yersa……

******************************************

Ülke ekonomisinin en önemli gelir kaynaklarından biri üniversiteler…

Yurt dışından gelen öğrencilerin adaya geri dönmesi için çalışma başlattı KA KA TE CE Hükümeti…

Gelen  her öğrenci için karantina ücreti olan 3000 TL’yi devlet karşılayacakmış. Hangi devlet mi?

Çok ayıp… Nasıl soru sorañ ama…

Hani özel sektörde 1 senedir para gazanmayan insanları yok sayıp “aç mı, açık mı?” diye sormayan, sigortalı olanlara 1500 TL öde(me)mek için deveye hendek atlatan, ya da serbest çalışanlara “sadece 3 ay, bekarlara 900,  evlilere 1200 TL” ödemiş ama sonra,  “uuu… siz daha yaşarsıñız ama” deyip, şimdi 3 guruş artıracağını söylediği yardım için yeniden başvuru isteyen devlet…

Evet. Utanmam da sorarım.. Halkını aç bırakıp, “anacığından” aldığı cep harçlığını bu şekilde israf edenlere sorarım. Dün gelen uçakta, evine dönen ve Türkiye’de kemoterapi tedavisi gören ve hatta ellerinde  ev karantinası izni olmasına rağmen, hastaları karantina hoteline zorla götürüp orada bulunduğu sürece 6 saatlik oda kullanım ücreti alan devlet yetkililerine sorarım.

Kendi Halkını bu hallere düşürüp bazılarını zengin etmek için, cebindeki parayı böyle savuran devlete sorarım…

************************************

Eski Eserler ve Müzeler Dairesi, Covid – 19 öncesi “bilet satışlarından rant getiren altın yumurtlayan tavuk” misali kırk yıl bağlı olduğu Turizm ve Çevre Bakanlığından alınmış ve Dışişleri Bakanlığına bağlanmıştı. Şimdi tekrar Turizm ve Çevre Bakanlığına geri döndü. Biz kendi aramızda “ver bağa pirillilerimi” kavgası yaparken bazıları parsayı götürüyor.

Dün çıkan haberde Rus asıllı bir uyanığın biz uyurken ülkeden kaçırdığı, en önemli antik kentlerimizden biri olan Salamis’ten öşürdüğü mermer parçasını e-bay’de satışa koyduğu ve 85 Amerikan Doları ile başlatılan açık artırmada yaklaşık 2 bin 500 yıllık söz konusu parçanın satışının durdurulması için Kıbrıs Cumhuriyeti Arkeoloji Dairesinin devletin Polisi aracılığıyla İnterpol’ü bilgilendirme girişimleri başlattığı bildirildi.

Eski Eserler zaten kaderine terkedilmiş durumda. Girne Kalesi girişinde, köprünün kaleye bağlandığı kapının tam üstündeki surların tepesinde bir koca blok taş ha düştü, ha düşecek…

Yıllardır profesyonel turist Rehberleri tarafından uyarılmalarına karşın Eski Eserler Dairesinden çıt yok. Birinin kafasına düşüp yaralanmasını görmeden harekete geçmeyen KA KA TE CE makamlarının,  Salamis’in mermerini kaçıranlardan haberdar olması, eşşek sudan gelinca olacak galibam….

 

************************

 

Kıbrıs Cumhuriyeti tarihinde ilk kez BM İnsan Hakları Konseyi’nde, üyeliğe talip olma kararı almış..

Dışişleri Bakanı Hristodulidis, “özellikle çocuk ve genç hakları, kültürel hakların korunması…” gibi konularda diğer bütün BM Üyesi ülkelerle birlikte çalışma taahhüdünde bulunmuş..

Bak gavvole güneydekilere…

Ölan, daha geçen hafta “Barış” isteyen ve haklarını arayan vatanseverlerin üzerine polis gücünü yollayıp, kaba kuvvet kullanarak insanları darp eden ve hatta bir kadının darbeden dolayı göz ameliyatı geçirmesine neden olan devlet değil misiñiz siz…

Ma maytap geçersiñiz biziminan…..

 

****************************

Bir da Fileleftheros’un haberi düştü saggulliye bu hafta…

Güney’deki Kıbrıslı Türk malları üzerine “istimlâk edilmeden ve dostane anlaşma yapılmadan” tam 2 bin 932 konut ya da daire inşa edildiği iddia edilmiş…

Şimdi biz gülelim yoksa ağlaylım bu habere….

Gözleniñ da gelip kuzeydeki Kıbrıslı Rum mallarını saymaya galgmasınnar… Vallahi rezil rüsva oluruk…

İstatistik önemli. Üşenmedilar da saydılar be gavvole… 2 bin 932 konut ya da daireymiş…

 

” – Be İsseyin…

Napdıydıñ ölan saña verdikleri o Rum köyündeki arsacığı…?”

 

“- Napayım ölan….

Biliñ bizim arsacık o şu verdilerdi bağa, deniz kenarındayıdı… Geldi bir yapıcı, dedi “ver ölan İsseyin bu arsacığı da yapayım bir apartmancık. Vereyim sağa da en üstünde bir penthouse’cuk.” Ben da verdim gendine. Neçün da deñ biliñ, urumdan beleş geldiydi. Annaycağın gurulduk penthouse’cuğa. Aha şimdi de otururum da denizi seyrederim, kuzeye “anacığımıza” garşı… Şükürler olsun”

 

Bu hafta “Saggulli”den bunlar çıktı. Kısmet haftaya..

Unutmayıñ yazasıñız ha….

saggullim@gmail.com

 

Hade sevgiyinan galıñ.

Aklıñızınañ……

 

Yusuf Nidai

26 Şubat 2021